| Yılların birikimiyle yazılan... |
||
Lale Devri'nin görkemli günlerine doğru bir yolculuk bekliyor bizi bu romanın satırları arasında. Ailesinden ayrı düşen bir çocuğun hüznü bekliyor biraz da. Bir de sanat bekliyor, tüm cazibesiyle. Nakkaşlar bekliyor, ellerinde fırçaları. Şairler, dillerinde mısraları. Her yer çiçeklerle bezeli... Ama padişahlar, sadrazamlar, valide sultanlar da bekliyor kimi zaman acımasızlıkları, kimi zaman insanî zaaflarıyla. Bizans'tan kalan hazine bir yanda, çırağan şenlikleri öte yanda... Koca bir imparatorluk bekliyor gelenek ve görenekleriyle. Ayrıntılarda gizli bir hayat bekliyor. devamı »» |
18.yy Osmanlı Sarayı Harem’inde imkansız bir aşk öyküsü... Birbirinden güzel olan cariyelerin arasında aklıyla ve sıradışı kişiliğiyle öne çıkan bir cariye, sultanın yatağına yalnızca bir kez davet edilir, ve ona aşık olur. Yollamayacağı mektuplarına aşkını döker.Sultanın da ondan müthiş etkilendiğini, ancak çocukluğundan tahta çıktığı 50 yaşına kadar hapiste geçirdiği 44 yılın bıraktığı ruhsal bunalımlarla ondan kaçtığını, bu yüzden onu görmezden geldiğini bilmez. Sultan da, cariye de, öyküsü diğerlerinden farklı olan yakışıklı bir harem ağasının tabloyu değiştireceğini farketmemektedir... devamı »» |
|
![]() İstanbul’un eski bir semtinde zaman. Anıların getirdiği, anıların götürdüğü. Bekleyen öykülerin ilki: AĞAÇ devamı »» |
||
Tüm hakları saklıdır. © Gül İREPOĞLU
gulirepoglu@gmail.com



